Kara Sevda’nın Güzeli Hazal Filiz Küçükköse Röportajı

Kara Sevda’nın Güzeli Hazal Filiz Küçükköse Röportajı

Pek çok dizide oynadınız. Buna rağmen aslında kim olduğunuzu pek bilmiyoruz… Siz kimsiniz?

28 yaşımdayım. Ankaralıyım. Orada doğdum, büyüdüm. Babam devlet demiryollarında çalışıyordu, şimdi emekli. Annem ev hanımı. İki abim, bir de ikiz kız kardeşim var. Fedakâr biriyim, karşımdakine çok odaklı yaşarım.

Ankara’nın politik ruhu size nasıl yansıdı?

Siyasetin yoğunluğu şehirde ağırlığını hissettiriyor. Bu yüzden Ankara’ya ‘gri şehir’ deniyor. O ruh hali bir süre sonra ister istemez size de yansıyor. Ayakların yere daha sağlam basıyor. Şehirde kültür sanat da daha yoğun. Ondan olsa gerek ben de çocuk yaşta oyunculuk hayalleri kurmaya başladım. İkiz kardeşimle kendi çapımızda küçük tiyatrolar yapardık, tiyatro kulüplerine dahil olurdum.

Tiyatro sahnesinden televizyon ekranına geçiş tesadüf müydü?

Üniversitede bir yandan tiyatroda sahne alıyorum. Bir gün final sınavına girecekken Facebook üzerinden bir mesaj aldım. Beni tiyatroda görmüşler, ortak arkadaşlarımız üzerinden de Facebook’ta bulmuşlar. Kast denemesi için çağrıldım. Ertesi gün final sınavı yerine deneme çekimindeydim. Kendimi bir anda ‘Deniz Yıldızı’ dizisinin setinde buldum. Günlük bir diziydi, her şeyi sette öğrendim. Ankara’dan alacağımı aldıktan sonra İstanbul’a geldim. ‘Kalbim Seni Seçti’, ‘Ustura Kemal’, ‘Uçurum’, ‘Beni Affet’, ‘Günahkâr’ gibi diziler bunu takip etti.

Eşinizle de ilk dizinizin setinde tanışıp evlendiniz. Birçok oyuncu artık sette âşık oluyor… Nedir bu setlerin büyüsü?

Bizimki biraz bu durumun dışında. Dizide karşılıklı sahnelerimiz çok yoktu. Ama önceden birbirimizi tanıyorduk. Sonra zaman içinde, bir şeyleri paylaştıkça birbirimizi tamamladığımızı anladık.

Aşkınızı nasıl anlatırsınız?

Biz bir bütünüz. Beni çok mutlu ediyor. Hayatın her duygusunu bana yaşatan bir tamamlayıcı. Çok esprili. Kendimi onu dinlemekten alıkoyamıyorum. Derin, zekice konuşuyor. Fiziksel olarak da enerjisiyle beni çekiyor. Genelde pek fırsat vermem ama Tuan sürprizleri sever. Bana sürpriz yapabilmek konusunda epey direniyor.

Eşiniz Tuan Bey’e röportaja gelmeden önce sizi sordum: “O uzaylı, ben Dünyalıyım” dedi…

Evet. Herkes kendisine göre ‘uzaylı’ değil mi zaten? Muhtemelen onun demek istediği herhalde beni topraklayp Dünya’ya indirmesi…

Topraklamak ne demek?

Her şeyi kendi içimde çözmeye çalışırım. Aynı anda kafamı binlerce şey meşgul eder. Eşim genelde “Burada ol” diye beni uyandırıyor, o ana, gerçeğe döndürüyor.

Doğaüstü güçlere inanır mısınız?

Enerjiyle yönlendirmeye, olumlamaya inanıyorum. Olumlu düşündükçe ve evrene doğru mesajlar verdikçe bunun karşılığını alacağımıza inanıyorum. Farkında olmadan enerjiyle çok büyük bir alanı yönetiyoruz. Önemli olan bu enerjiyi doğru yönlendirmek.

Yeni nesil çok kadın oyuncu var. Kimi güzelliğiyle kimi yeteneğiyle sivriliyor. Sizin farkınız ne?

İzleyiciye gizemli geliyor olabilirim. Mesela, dizideki karakterim için “kötü bir kızı canlandırıyorsun ama bizi çekiyorsun” diyorlar. Herhalde o kötü karakterin içindeki masumiyet ve saflığı görüp beni kabul ediyorlar.

Üç projede de kötüyü canlandırdınız. Canlandırdığınız kötü karakterlerden ne öğrendiniz?

Oynadığım karakterlere inanabilmek, derinliğini anlamak için gerekçelerini, haklı noktalarını bulmaya çalıştım. Bu da etrafımdaki insanları daha çok anlamama, onları dinlememe yardımcı oldu. Bazen çok kızsam bile biliyorum ki onun da kendi hikâyesinin haklı bir tarafı var.

Hiç karanlık tarafa geçtiğiniz oluyor mu?

İnsanların içinde bütün duygular var. Radyo frekansları gibi bazılarını bastırmanız, bazılarını yükseltmeniz gerekir. Senaryoya göre o frekansların bazılarını bastırıyorsun. Kötülük de herkesin içinde, az da olsa var sonuçta.

Kara Sevda’ dizisinde canlandırdığınız Zeynep karakteri istediği hayata kavuşmak için her şeyi yapmaya hazır. Siz de istediğinizi elde etmek için bu kadar uç kararlar alır mısınız?

İnsanlar hayatta bazı şeylere ulaşmak için fedakarlık ya da tercihler yapmak zorunda kalıyor. Bir yere ulaşmak için ne gerekiyorsa ve en mantıklı yol neyse oradan gitmeyi tercih ederim. Ama Zeynep gibi hırslarıma yenik düşmem.

HAZAL HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN 5 ŞEY

  • Üniversitede puanım yettiği için önce Kırıkkale Üniversitesi Biyoloji Bölümü’ne girdim. Bir gün hoca 500 yıllık mantarın ismini sordu; o an ‘burada ne işim var’ diye düşündüm ve Ankara Üniversitesi’nde kimya okumaya başladım. Okul hâlâ devam ediyor.
  • Beni güzel de bulan var, sıradan da… Zevkler ve renkler farklı. Ben aynaya baktığımda “İyiyim böyle” diyebiliyorum. İnsanın kalbi yüzüne yansıyor. İnsanlar ekran karşısında güzel kadın ve yakışıklı erkek görmeyi seviyor. Güzel olmak avantaj ama tek başına yeterli değil. Önemli olan bunun farkında olup doğru kullanmak.
  • Seksapel, enerji ve auraya bağlı. Beni seksi bulanlar oluyor ama benim çocuksu yanım daha yüksek.
  • Bir süredir sonu olmayan içsel yolculuklara yöneldim. Şimdilerde bu konularda bol bol kitap okuyorum. Bu deneyimler bana ön yargısız olmayı öğretiyor ve oyunculuğuma fayda sağlıyor.
  • Sherlock Holmes serisini izlemekten sıkılmıyorum. Kurgusu çok hoşuma gidiyor. Benzer bir yapımda rol almayı çok isterim.

Hakan GENCE – Hürriyet

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Yandex.Metrica