Cumhurbaşkanı Erdoğan Uluslararası Kudüs Vakıfları Formu’nda Konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan Uluslararası Kudüs Vakıfları Formu’nda Konuştu

Cumhurbaşkanı Erdoğan Uluslararası Kudüs Vakıfları Formu’nda Konuştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası Kudüs Vakıfları Formu’nda  konuştu. “Ben buradan milletime sesleniyorum…Yüz binler niçin Mescid-i Aksa’yı ziyarete gitmesin. Hiç bahane yok! Gitmelidir” diyen Erdoğan’ın konuşmasınnı satır başları şöyle: Burada bir inceliği özellikle vurgulamak istiyorum: Biz Mescid-i Aksa dediğimiz zaman orada Harem-i Şerif olarak ifade etmeyi eksik buluyoruz. Kubet’üs Sahra da… bunların hepsi onun içindedir. Bunun böyle bilinmesini istiyorum. Kimse kimseyi aldatmasın, bunun mücadelesini veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Kudüs 3 semavi din için kutsal bir şehirdir. Kudüs aşkır.Kudüs hasrettir, insanlığın gözünün nurdur, yeryüzünde Arş-ı Ala’ya en yakın yerdir. Ümmetin ilk kıblesi, peygamberler şehri olan Kudüs; tüm Müslümanların harem-i izzeti ve namusudur. Burada bizlere pusula olması için bir hadisi özellikle söylemek istiyorum: Bir gün Hz Memnune, ‘Peygamber Efendimiz Mescidi Aksa için hüküm nedir’ diye sorar. O da oraya gidin ve orada namaz kılın buyurur. Hz. Memnune gidemezsek ne yapalım der. Peygamberimiz de o zaman kandillerinde yakılmak üzere yağ gönderin buyurur. Kudüs tekrar özgürleşene kadar, Selahaddin Eyyubi’nin gözüne uyku girmemiştir.

“KUDÜS’E SAHİP ÇIKMAK HER MÜSLÜMANIN GÖREVİDİR”

Kudüs’e sahip çıkmak, her müslümanın görevidir. Kudüs davası sadece Filistinli kardeşlerimizin davası değildir. Bizler millet olarak Kudüs’e Hz Peygamberin şehrine hizmet etme onuruna nail olmuş bir neslin torunlarıyız. Çanakkale’de ve Kut’ül Amare’de kazandığımız zaferlere rağmen işgali durduramadık. Kudüs o günlerden beri huzur yüzü görmedi. Kudüs’ün tekrar barış şehri olması için gayret sarfediyoruz. Kıymetli kardeşlerim, vakıf müessesi bu amaçlarımızı gerçekleştirmek için biçilmiş kaftandır. Tarih boyunca maruz kaldığımız saldırılaara rağmen ayakta kalabilmemizde vakıf müesseselerin büyük katkısı vardır. Kudüs’ün tarihine baktığımızda vakıfların izini görürüz. Bu Suriye’de de böyle değil miydi? Ama şimdi o eserler yer ile yeksan oluyor.

KUDÜS BİR VAKIF HAZİNESİDİR

Vakıflar “iyilik ve takvada yarışınız” ilahi emrinin tecessüm etmiş halidir. Ayakta kalabilmemizin vakıf geleneğinin çok büyük katkısı vardır. Kudüs bir vakıf hazinesidir. Kudüs’ün tarihine baktığımızdan Hz. Ömer’den Selahadin Eyyübi’ye, Osmanlı’dan günümüze kadar vakıfların eserini görürüz. Selahaddin-i Eyyübi’nin Kudüs’ü fethinin ardından kurulan mahalle kendi alanında tek olan bir vakıf mahallesidir. Bu mahalle 800 yıllık geçmişiyle buldozerlerle yok edilmiştir. Bu olay bile Filistin’in sorununun küçük çaplı bir özetidir.

TÜM İSLAM ÜLKELERİ DESTEK OLMALI

50 yıldır işgal altında olan Kudüs’te vakıflarımızı güçlendirmek için yoğun çaba sarfediyoruz. Bu kavramın içine sadece İslam vakıfları girmiyor. Diğer dinlerin vakıfları da aynı çerçevede değerlendiriyoruz. Haçlı seferlerinde kılıçtan geçirilen Kudüs’ün yahudi halkı, fetihten sonra Müslümanların himayesinde Kudüs’e geri dönebilmiştir. Bu tarihi forumun uluslararası çalışmalara ışık tutacağına inanıyorum. İşgal altındaki Kudüs’ün gençleri, yaşlıları, yetimleri, engellileri için vakıflar belki de yegane sığınaktır. Bu noktada Harem-i Şerif’ten sorumlu olan Ürdün Kralı II. Abdullah’a bağlı İslam Vakfı’nın İsrail’in engellemelerine rağmen sürdürdüğü çalışmalara bütün İslam aleminin destek olması gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum.

BURADAN MİLLETİME SESLENİYORUM…

Müslümanlar olarak Kudüs’ü, Mescid-i Aksa’yı sık sık ziyaret etmeliyiz. İstatistiklere baktığımızda hala bu konuda çok ciddi eksiğimizin olduğunu görüyoruz. 2015’te 600 bin Amerikalı, 400 bin Rus, 300 bin Fransız Kudüs’ü ziyaret etmiş. Müslüman ülkeler arasında en fazla Türkiye’den ziyaretçi gitmiş. Giden sayı nedir biliyor musunuz; 26 binde kalmıştır.  Ben buradan milletime sesleniyorum…Yüz binler niçin Mescid-i Aksa’yı ziyarete gitmesin. Hiç bahane yok! Gitmelidir. Bu tablonun bize yakışmadığını kabul etmeliyiz. Oradaki kardeşlerimize vereceğimiz en güçlü destek Kudüs’teki varlığımız olacaktır.

ÇÖZÜM BAĞIMSIZ FİLİSTİN DEVLETİ

Filistin meselesine adil çözüm bulunmadan bölgenizde barışın sağlanması mümkün değildir. Çözümün yegane yolu nedir? 1967 sınırları  içinde, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin  kurulmasıdır. Filistin meselesinde yıllardır üstünlerin hukuku işliyor, bunu da böyle görelim. İsrail çeşitli güçlerden aldığı cesaretle hukuk tanımazlığını ısrarla, inatla sürdürüyor. Alınan onca kararlara rağmen Kudüs’ü Müslümansız yaşamaya ve yaşatmaya devam ediyor. İsrail’in yakın zamana kadar uygulanan ırkçı ve ayrımcı politikalardan ne farkı var? İsrail yönetiminin bu gücü nereden geliyor? Katliamların karşılıksız kalacağını gördü. Sahilde top oynarken öldürülen masum çocukların hesabının hiçbir şekilde kendisinden sorulmayacağını biliyor. Cezasız kalan her suç daha da azgınlaştırır. İşlenen cinayet, katliamın, zulmün uluslararası hukukta hesabı sorulmadan bölgede barış akim kalacaktır. Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen Filistin devletinin kurulması yegane çözümdür. Bunun için İsrail’in üzerinde baskı oluşturulması gerekir.

ABD’NİN ELÇİLİĞİNİ KUDÜS7E TAŞIMA KARARI YANLIŞTIR 

Cezasız kalan her suç, faili daha da  azgınlaştırır. Filistin’de İsrail’in işlediği suçların giderek daha artmasının  sebebi budur. İşlenen cinayetlerin, katliamların ve zulmün uluslararası hukuk  içinde hesabı sorulmadan, bölgede barış ve istikrar arayışları akim kalmaya  mahkumdur. Son dönemde barış sürecinde yaşanan  gelişmeleri ihtiyatlı bir memnuniyetle izlediğimizi ifade etmek isterim.  Filistin’in Devlet Başkanı Sayın Mahmud Abbas’ın liderliğinde yürüttüğü  diplomatik çabaları destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz. Bununla birlikte  Kudüs’ün statüsünü ilgilendiren meselelerde herkesin gerekli dikkati ve itinayı  göstermesi gerekiyor.Amerika Birleşik Devletlerinin İsrail  nezdindeki büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması tartışmalarının kendisi dahi son  derece yanlıştır, kesinlikle gündemden düşmelidir. Bu konuda gerekli uyarıları,  en üst düzeyde yaptık, yapıyoruz. Bu mesele bazılarına basit bir tabela  değişikliği gibi gelebilir. O kadar basit değil. Böyle düşünenler, kutsal  topraklardaki dengenin ne kadar hassas olduğunu, değil bir tabelayı bir taşı dahi  yerinden oynatmanın ne denli büyük etkileri olacağını görmezden geliyorlar.
 

HAMAS’IN SİYASET BELGESİ
Hamas’ın geçtiğimiz günlerde ilan ettiği  siyaset belgesini, hem Filistin davasında hem de Hamas ile Fetih arasındaki  mutabakat sürecinde atılmış önemli bir adım olarak görüyorum. İlan edilen bu  belge, bana göre birçok ezberi bozmuştur. İnşallah bundan sonra Filistin’in hak  ve özgürlük mücadelesi daha da güçlenecektir

İSRAİL’İ UYARDI: EZANIN SUSMASINA ASLA İZİN VERMEYİZ

Ezan bir çağrıdır. Sadece müslümanlara değil asra bir çağrıdır. Ezanın yasaklanmasını gündeme gelmesi esef verici. Camilerde sabah ezanlarının okunmasını  yasaklamayı amaçlayan bir yasa tasarısı hala İsrail parlamentosunda bekliyor.  Böylesi bir konunun gündeme gelmesi dahi, utanç vericidir. Bize her fırsatta din  ve vicdan özgürlüğünden dem vuranların, bu konuda sessiz kalarak adeta atılan bu  adımı onaylaması ise ibretliktir. Kudüs semalarından ezanın susturulmasına  inşallah izin vermeyeceğiz. Şunu bir defa bilmemiz lazım; eğer inancınıza  güveniyorsanız inanç hürriyetinden niye korkuyorsunuz? Bizim böyle bir derdimiz  yok, biz inancımıza güveniyoruz. Onun için de inanç özgürlüğünden korkmuyoruz.  Ben şu anda İsrail’in yöneticilerine de bunu hatırlatıyorum; inancınıza  güveniyorsanız bizim ezan seslerimizden niye korkuyorsunuz?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Yandex.Metrica